sedef hastalığı nedir

Sedef Hastalığı Nedir?

Sedef hastalığının belirtileri nelerdir? Sedef hastalığının tedavisi nedir?

Sedef hastalığı ya da psoriasis, cilt hücreleri sayısında anormal bir çoğalmaya sebep olan, kepeklerle seyreden kronik bir bağışıklık sistemi hastalığı (otoimmün) ve cilt bozukluğudur. 

Normalde cilt hücreleri 10 ila 30 günde bir yenilenir. Sedef hastalığında ise yeni hücreler her 3 ila 4 günde bir büyür; ciltteki sağlıklı hücreler hızlıca yıkılmasına neden olarak onların yerine yeni hücrelerin oluşturulmasını sağlayan bir hataya sebebiyet verir. Sık zaman aralıkları ile yenilenen hücreler birikir ve ciltte gümüş pul görünümleri ortaya çıkarır. Bağışıklık sisteminde gelişen bu hata ile ciltte gereksiz iltihaplanma meydana gelir ve bu da yeni cilt hücrelerinin hızlı bir şekilde çoğalmasına neden olur.

Bu hastalık esnasında cilt üzerinde beyaz pullarla kaplı pütürlü kırmızı lekeler görülür. Bu lekeler çoğunlukla kafa derisinde, dirseklerde, dizlerde ve sırtta görülür.  Ancak hastalığı ağır geçiren kişilerde vücudun büyük bir bölümünü kaplayabilir. Genellikle erken yetişkinlik döneminde görülse de çocukluk döneminde de görülebilir. Çocuklarda lekeler cilt üzerinde damlacık şeklinde görülürken yetişkinlerde ise plak şeklinde görülebilir. Lekeler zaman geçtikçe iyileşse bile kişinin hayatı boyunca tekrar tekrar oluşabilir. Sedef hastalığında ayrıca tüm vücudu etkileyen ve döküntülere eşlik eden başka şikayetler de görülebilir. Sedef hastalığı kişiden kişiye geçebilen, bulaşıcı bir hastalık değildir. Daha çok genetik yaygınlığı bulunan aynı ailedeki kişilerde görülebilir.

Sedef Hastalığı Neden Olur?

Sedef hastalığına neden olan faktör kesin olarak bilinmese de genel olarak birden fazla tetikleyici faktörün birleşmesi ile birlikte ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Yapılan son çalışmalar ile birlikte genetik ve bağışıklık sistemi ile ilgili faktörlerin hastalığın gelişiminde etkili olabileceği görüşü yaygındır. Aile sedef hastalığının bulunması önemli bir risk faktörüdür. Özellikle yakın aile bireylerinde bu hastalığın bulunması, kişinin sedef hastalığına yakalanma ihtimalini ciddi şekilde artırır. Yine de kimi zaman aynı ailede bulunan kişilerde görülebilirken kimi zaman herhangi bir genetik bağ olmadan da ortaya çıkabilmektedir.

Bu hastalığın birkaç çeşidi vardır ve bu çeşitlerin hemen hepsinde ortak tetikleyici faktörler mevcuttur. Sedef hastalığının canlanmasını tetikleyebilecek faktörler; ciltte meydana gelen kesik, sıyrık veya cerrahi müdahaleler, stres, farenjit ya da cilt üzerinde oluşabilecek çeşitli enfeksiyonlar, bazı ilaçlar (sıtma ilaçları, beta blokerler, hidroksiklorokin bipolar bozukluk için kullanılan lityum), aşırı alkol kullanımı ve sigara tüketimi olabilmektedir. Bununla birlikte hastalık özellikle kış dönemlerinde ve soğuk günlerde daha sık görülmektedir. Bu nedenle soğuk veya kuru iklime sahip olan bir yerde yaşamak da hastalığı tetikleyebilir. Bunun dışında bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen hastalıklara sahip olmak da hastalığı tetikleyebilir. Bu hastalıkların yanı sıra beyaz kan hücreleri olarak da bilinen akyuvarların anormal bir şekilde faaliyet göstermeleri de sedef hastalığına sebep olabilmektedir.

Yapılan bazı çalışmalarda görülmüş ki sedef hastalığı riski ile ilişkili 25 farklı gen bölgesinin varlığı söz konusudur, bu gen bölgelerindeki değişiklikler bağışıklık sistemindeki T hücrelerinin normalden farklı davranmasına neden olabilir. Bu durum ise ciltte kan damarlarında genişleme, hücre yenilenme döngüsünün hızlanması ve döküntüler meydana getirir.

Sedef Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Sedef hastalığı cilt hücrelerinin hızlı şekilde büyümesi sonucu gelişen bir cilt hastalığıdır. Sedef hastalığında görülen belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve bu belirtilerin şiddeti de farklılık gösterebilir. Belirtiler bazı dönemlerde kötüleşir ve ardından iyileşebilir. Bu belirtiler bazı yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Sedef hastalığının belirtileri aşağıda listelenmiştir:

  • Sedef hastalığının en sık görülen belirtileri; derinin kızarması ve pullanmasıdır. Vücutta özellikle diz, dirsek, kafa derisi, saç derisi, genital bölgeler, boyun gibi bölgelerde ortaya çıkan yoğun kızarıklık ve aynı zamanda sedef renginde kabuklar oluşur.
  • Ciltte kaşıntı ve yanma hissi görülür. Deri ufak bir darbede bile kanamaya yatkın hale gelir.
  • Ciltte kuruluk gelişir.
  • Çatlamış cilt veya kanayan cilt lezyonları görülür.
  • Tırnaklarda kalınlaşma, minik çukurcuklar, çatlamalar ve renk olarak sarıya dönme gibi değişiklikler görülür.
  • Sedef romatizması olarak bilinen psoriatik artrit durumunun gelişmesi durumunda eklemlerde şişme ve ağrılar görülebilir.
  • Ciltte sertlik veya kalınlaşma oluşur.
  • Hastalık kafa derisine yayıldığı takdirde şiddetli bir saç dökülmesi yaşanabilir.

Sedef Hastalığının Teşhisi Nasıl Konulur?

Sedef hastalığının teşhisinde genellikle dermatologlar tarafından yapılan klinik muayene ve laboratuvar testleri kullanılır. Çoğu zaman ciltte görülen belirtiler ve semptomların öyküsü dikkate alınarak teşhis konulur. Ayrıca ailede sedef hastalığı varsa bu da tanıya yardımcı olur.

Teşhis için ilk olarak dermatolog ciltteki lezyonları inceleyerek belirtilerin olup olmadığına dair bir muayene yapar. Özellikle hastalığın aktif olduğu dönemlerde fiziksel muayene sırasında belirtiler daha kolay teşhis edilebilir. Fiziksel muayenenin yanı sıra biyopsi istenebilir. Ciltte bir lezyon görülmüş ise biyopsi için bu lezyondan bir örnek alınarak mikroskopta incelenir. Bununla birlikte yapılacak bazı kan testleri de teşhis koymaya yardımcı olur. Özellikle vücutta herhangi bir iltihaplı durumun varlığı ve sedef hastalığına özgü oluşan antikorların varlığını kontrol etmek için kana bakılabilir. Ayrıca sedef hastalığı bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğu için bazı immünolojik testler de kullanılabilir. Bu testlerin amacı bağışıklık sisteminde yer alan bazı proteinlerin seviyesini kontrol etmektir.

Kullanılacak bu yöntemlerin biri veya birkaçı kullanılarak sedef hastalığı teşhisi konulabilir. Ancak en doğru teşhisi koymak için dermatolog tarafından tam bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Sedef Hastalığı Nasıl Önlenir?

Sedef hastalığına neyin neden olduğu tam olarak bilinmemektedir ancak bazı tedbirler alarak belirtilerin ortaya çıkması veya hastalığın kötüleşmesini önlemek mümkündür.

Sedef hastalığının önemli önleyici tedbirlerinden biri günlük yaşamdaki stres ile mücadele etmek ve onu yönetebilmektir. Stres, bu hastalıktaki belirtilerin ilerlemesini ve kötüleşmesine neden olabilir. Bu nedenle stresi azaltmak adına günlük yapılacak aktiviteler ile sedef hastalığı kontrol altına alınabilir. Stresin yanı sıra sağlıklı beslenmek ve egzersiz yapmak da oldukça önemlidir. Sedef hastalığı için yapılacak diyette mutlaka sebze, meyve, tam tahıllar yüksek protein kaynakları gibi besin değeri yüksek gıdalar olmalıdır. Belirtileri azaltmak için yapılacak düzenli egzersiz oldukça fayda sağlar. Ancak burada önemli olan nokta egzersiz sırasında aşırı terlememeye dikkat etmek olacaktır zira aşırı terlemek hastalık şiddetini artırabilir.

Sigara içmek de sedef hastalığı belirtilerini artıran faktörleri arasındadır. Bu yüzden hem sağlıklı bir yaşam tarzı için hem de sedef hastalığını kontrol altına alabilmek için sigaranın bırakılması önerilir. Bunun yanı sıra güneşten korunmak da gerekir. Güneşten gelen ışınlar deriye temas ettiğinde belirtileri artırabilir. Güneşten korunmak adına koruyucu giysiler ve güneş kremi kullanılması önerilir.

Tüm bu tedbirler sayesinde sedef hastalığı belirtileri azaltılabilir ve hastalık kontrol altına alınabilir.

Sedef Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Sedef hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Sedef hastalığı kronik bir hastalıktır yani kişinin hayatı boyunca sahip olduğu ev yapılan tedaviler sonucunda kontrol altında tutulabilen bir hastalıktır. Hastalığın şiddetine göre tedavi seçenekleri de değişiklik gösterebilir. Bu hastalığının tedavisindeki amaç hastalığa yol açan hücrelerin ve hücre aktivitelerinin önlenmesidir ve tabii ki belirtileri azaltmaktır. Tedavi temelde üçe ayrılır: bölgesel (topikal) tedavi, ışık terapisi (fototerapi tedavisi) ve sistemik tedavi yöntemleridir.

Sedef hastalığında oluşan deri kuruluğu, kepeklenmeler ve diğer deri problemlerini önlemek için bölgesel olarak kullanılabilen krem, merhem ve losyon gibi ilaçların; çeşitli nemlendirici, krem, şampuan, vitamin D analogları, kortizonlu ilaçların doğrudan deriye uygulanması yoluyla kullanılabilir. Daha çok hastalık şiddetinin az olduğu hastalarda uygun tedavi seçeneğidir.

Sedef hastalığı deride çok yaygın olduğunda ve bölgesel tedavilerle düzeltilemediğinde veya hemen tekrar ortaya çıktığında fototerapi yöntemine başvurulabilir. Bu tedavi yönteminde ultraviyole ışığının, yani güneş ışığının tedavi edici özellik taşıyan dalga boyları kullanılır veya özel tabletler şeklinde de tercih edilebilir. Bu tedavide cilt hücrelerinin büyümesini yavaşlatmak amacı ile cilde ultraviyole ışık verilir. Fototerapi tedavisinin uygulanmasının en basit yolu; kontrollü bir şekilde güneş ışığı almaktır.

Son olarak sistemik tedavi için ağızdan alınan ilaçlar şeklinde bir tedavi yöntemine de başvurulabilir. Bu tedavideki olası yan etkiler sebebi ile diğer daha basit tedavi yöntemlerinin denenmesi tavsiye edilir. Bu tedavinin sistemik bit etkisi olduğu için gebelik planı olan kadın veya erkeklerin kullanmaması gerekir. Bu nedenle bu tedaviye başlamadan önce doktor tarafından bilgilendirilme yapılır.

Bu tedavi seçeneklerinin uygulanması sonuncunda derideki lezyonlarda bir azalma ya da tamamen kaybolmalar görülse bile her zaman için geri gelme olasılığının var olduğu unutulmamalıdır.

Sedef Hastalığını Ne Tetikler?

Sedef hastalığının en büyük tetikleyici stres olarak bilinir. Her zamankinden daha fazla stres yaşanılması durumunda sedef hastalığında görülen belirtilerin ortaya çıktığı görülmüştür. Sedef hastalığı yaşayan kişilerin neredeyse yarısının aynı zamanda kronik depresyon ile de mücadele etmesi sebebiyle sedef hastalığının en bilinen tetikleyicisi olarak kabul edilmiştir. Stresin yanı sıra yüksek miktarda ya da düzenli alkol tüketimi de sedef hastalığını tetikleyen etkenler arasındadır. Bu kişilerde hastalığın belirtileri daha sık ortaya çıkar.

Ayrıca enfeksiyonlar, alerjiler, cilt yaralanmaları, hormonal değişiklikler, sigara tüketimi, ilaçlar, soğuk hava ve cilt kuruluğu gibi çevresel faktörler de sedef hastalığını tetikleyerek semptomları kötüleştirebilir. Özellikle bağışıklık sistemine bağlı hastalıklar ortaya çıktığı zamanlar ile beraber bağışıklık sistemi daha aktif çalışacağından sedefi tetikleyen nedenlerden bir diğeridir. Ayrıca bazı başka hastalığa sahip kişilerin kullandığı ilaçların içerisinde bulunan bazı maddeler de sedef hastalığını tetikleyebilir. Tüm bunların yanı sıra ciltte meydana gelebilecek yaralanma veya kazalar nedeni ile oluşacak hasar da sedef hastalığını tetikleyebilir.

Çevresel faktörlerin yanında aileden birinin sedef hastalığı olması durumunda genetik yatkınlık oluşur ve bu durum da hastalığın tetiklenmesine neden olabilir.

Sedef Hastalığına Hangi Besinler İyi Gelir?

Sedef hastalığı, kronik bir cilt rahatsızlığıdır ve tedavisi tamamen mümkün olmasa da belirtilerini azaltmak adına bazı besinlerin tüketilmesi önerilebilir. Ayrıca bazı besinlerin tüketiminden de kaçılması önerilir; örneğin aşırı baharatlı besinlerden kaçınılması gerekir. Bunun yanında kızartma ürünlerinden ve turşu gibi kaşıntıya neden olabilecek gıdaları tüketmemeleri de önerilir. Sedef hastalığına iyi gelen besinler aşağıda listelenmiştir:

  • Omega-3 yağ asitleri
  • Meyveler ve sebzeler
  • Tahıllar
  • Probiyotikler
  • Baharatlar
  • C vitamini
  • Su
  • Antioksidanlar (yeşil çay, kırmızı üzüm, yaban mersini, böğürtlen, ahududu, brokoli, ıspanak ve tatlı patates gibi)
  • İltihap azaltıcı besinler (zencefil, zerdeçal, sarımsak, soğan, kırmızı biber, domates, lahana, ıspanak, brokoli ve çilek gibi)

Omega-3 yağ asitleri

Omega-3, vücut için önemli bir yağ asidi türüdür. Düzenli olarak tüketildiği takdirde vücuttaki iltihabı azaltır, kan basıncını düşürür, trigliserid seviyelerini azaltır, depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarını hafifletmeye yardımcı olur, bağışıklık sistemi fonksiyonlarını artırır. Omega-3 kaynakları arasında somon, uskumru, sardalye, keten tohumu, ceviz ve chia tohumu gibi yiyecekler bulunur.

Omega-3’ün düzenli olarak tüketilmesi gerekir. Haftada en az iki kez omega-3 açısından zengin balıkların tüketilmesi önerilir. Pişirme sırasında zarar görmemesi için ızgara veya fırında gibi hafif pişirme yöntemleri tercih edilebilir.

Omega-3 yağ asitleri vücuttaki iltihaplanmayı azaltma gibi bir faydası olduğu için sedef hastalığındaki bazı belirtileri; kaşıntı ve kızarıklıkları hafifletir. Omega-3 yağ asitleri, sedef hastalığında önemli yeri olan derinin nemini korur ve kuruluğu önleyebilir. Sedef hastalığı yaşayan kişilerin omega-3 yağ asitlerinden zengin olan yiyecekleri tüketmeleri önerilir. Yapılan bazı araştırmalarda omega-3 yağ asidinin, sedef hastalığı semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceği öne sürülmüştür.

Meyveler ve sebzeler

Meyve ve sebzelerin faydaları saymakla bitmez. Meyve ve sebzeler vitamin ve mineral kaynaklarıdır. C vitamini, A vitamini, potasyum, demir ve folik asit gibi önemli besin değerlerini içerir. Yüksek lif içerikleri sayesinde kalp hastalıkları, diyabet ve obezite gibi sağlık sorunlarına karşı koruyucu etki gösterirler. Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı direncinin artmasını sağlar.

En az beş porsiyon meyve ve sebze tüketmek sağlıklı bir yaşam için önerilen miktardır.

Ayrıca sebze ve meyveler iyi bir antioksidan kaynaklarıdır. Bu sayede vücutta pek çok zararlı etkilere karşı koruyucu etki gösterir. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, turuncu ve sarı meyveler ve sebzeler, çilek, yaban mersini ve kiraz gibi meyve ve sebzeler antioksidanlar açısından zengindir ve cildin sağlıklı kalmasına yardımcı olarak sedef hastalığı üzerinde de olumlu etkiler gösterir.

Tahıllar

Tahıllar, besin değeri açıdan zengindir ve vücut için birçok önemli vitamin ve minerali içerir Ayrıca, lif ve karbonhidratlar da dahil olmak üzere diğer önemli besin öğelerini de içerir. Tahılların çeşitleri arasında buğday, çavdar, yulaf, mısır, pirinç, arpa, kinoa gibi tahıllar yer alır, birçok gıda maddesinde de kullanılır. Tahıllar sindirimi düzenler, kan şekeri seviyesinin dengelenmesine yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır, vücuda enerji sağlar ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Tahıllar, sağlıklı bir beslenmenin önemli bir parçasıdır ve yeterli miktarda tüketildiklerinde, vücut için birçok fayda sağlayabilirler.

Tahıllar birçok farklı şekilde tüketilebilir; kahvaltıda, salatalarda, pilav ve makarnalarda, atıştırmalıklarda, tahıllı ekmeklerde tahıl bulunur. Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar yetişkinlerin günde en az 3 porsiyon tam tahıllı yiyecekler tüketmelerini önermektedir.

Tahıllar; antioksidan, vitamin, mineral gibi besin öğeleri açısından zengin olduğu için sedef hastalığı semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir. Ancak bu faydalar için tahılların seçimi önemlidir. Sağlık için tüketilecek tahıllardan tam tahılların tercih edilmesi daha zengin besin değeri içermesinden dolayı daha iyi bir seçenektir.

Probiyotikler

Probiyotikler, tüketildikleri takdirde sağlık üzerinde olumlu etki yapan sağlıklı mikroorganizmalar içeren canlı gıdalar olarak bilinir. Vücudun bağırsak florasının sağlıklı olması için gerekli olan bakterilerin bazıları probiyotiklerdir. Bu nedenle vücut için önemli gıdalardır. Probiyotikler; yoğurt, kefir, turşu, lahana turşusu, miso çorbası, tempeh ve kombucha gibi fermente gıdalarda doğal olarak bulunabilirler. Bu gıdaların yanı sıra probiyotik takviyeleri de mevcuttur. Bunun için probiyotikler tavsiyelerine bakılabilir. Probiyotikler sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar, bağırsaktaki sağlıklı bakteri sayısını artırır ve kötü bakterilerin büyümesini engeller, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırır, cildin doğal bakteri dengesini koruyarak bazı cilt problemlerinin iyileşmesine destek olur.

Probiyotik tüketimi için günlük belirlenen kesin bir miktar yoktur, kişilerin probiyotik ihtiyacı farklılık gösterebilir. Yine de genel anlamda sağlıklı bir yetişkin için günlük 1 milyar ila 10 milyar canlı probiyotik bakteri tüketmesi önerilir.

Sedef hastalığında görülen belirtiler çoğu hastalık gibi bağırsak sağlığı ile de ilişki içerisindedir. Probiyotiklerin ise bağırsak sağlığı üzerine ciddi olumlu etkileri vardır ve bu sayede sedef hastalığı belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Baharatlar

Baharatlar yiyeceklerin içine atılarak lezzeti artırmak amacıyla kullanılan bitki, tohum ve köklerdir. Zerdeçal, kişniş, kimyon, karanfil, tarçın, kekik, kakule, kırmızı biber, yenibahar, nane ve zencefil gibi birçok baharat çeşidi mevcuttur. Bazı baharatlar, güçlü antioksidanlar içerir, sindirim sistemi sorunlarını gidermeye yardımcı olur, metabolizmayı hızlandırır, vücuttaki iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olur ve bu özelliği sayesinde eklem iltihabı gibi iltihaplı hastalıklarından tedavisine yardımcı olabilir.

Baharatların düzenli olarak tüketilmesi önerilir ancak önemli olan nokta yüksek dozda alınmamaları gerekir. Baharatlar birçok farklı şekilde tüketilebilir; yemeklere eklenebilir, çay olarak tüketilebilir, smoothie'lere eklenebilir, taze baharatlar olarak kullanılabilir.

Bazı baharatların iltihap azaltıcı etkisinin sedef hastalığı üzerinde olumlu etki yapabileceği düşünülür. Örneğin zerdeçalın içerisinde ‘curcumin’ adlı bir bileşen vardır ve bu bileşik iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olur, böylece sedef hastalığında görülen belirtilerin azalmasına yardımcı olabilir. Zerdeçal dışında zencefil, kurkuma, kekik ve biberiye gibi baharatlar da vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık sistemi fonksiyonunu destekleyebilir. Ancak bazı baharatların cildi tahriş edebileceği ve sedef hastalığı belirtilerini kötüleştirebileceği unutmamalı ve dikkat edilmelidir.

Sedef Hastaları Nelere Dikkat Etmelidir?

Sedef hastası olan kişilerin ciltleri daha hassastır ve bu nedenle bazı önlemler almalı ve daha dikkatli olmalıdırlar. Sedef hastalığında cildin kuru olması hastalığın belirtilerinin artmasına neden olacağından nemlendirici kremler ile cildin kurumasına izin verilmemesi gerekir. Kuruluk ile beraber cildi tahriş edebilecek maddelerden de uzak durmak gerekir. Bu maddeler sabun, deterjan, parfüm gibi maddelerdir; cildi tahriş ederek semptomların artmasına neden olabilir. Güneş ışığının fazla alınması da semptomları kötüleştirebilir. Bu nedenle bu hastaların güneş ışığından kontrollü faydalanması; güneş kremi, şapka, koruyucu giysiler ile korunması gerekir. Sedef hastalığının baş tetikleyici olan stresin de mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Bunun için yoga, meditasyon gibi teknikler kullanılabilir. Ayrıca tüketilmesi ve tüketilmemesi gereken gıdaların bilinip buna göre bir diyet düzeninin de oluşturulması önemlidir. Özellikle baharatlı yiyecekler, alkol, sigara, kırmızı et ve işlenmiş gıdalar gibi tetikleyici yiyeceklerin tüketimi azaltılmalıdır. Doktorun önerdiği ilaçların dışında başka ilaçların kullanılması son derece sakıncalıdır. Bazı ilaçlar (aspirin ve bazı romatizma ilaçları gibi) sedef hastalığının seyrini daha da kötüleştirebilir.

Yorum yaz

Bütün yorumlar paylaşılmadan önce editör kontrolünden geçmektedir

Bu site reCaptcha ile korunuyor. Ayrıca bu site için Google Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.